Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

HANGİ DİLDEN HANGİ DİLE GEÇMİŞ? - 22.05.2016
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Bir sözcük, hem herhangi bir yabancı dilde hem de Türkçede benzerse, bizim sözde bilginler hemen "Bu söz yabancı dilden dilimize geçmiştir" yargısını yapıştırıveriyor. "Neden? Bizden onlara geçmiş olamaz mı?" dediğinizde de kesin olarak "Olamaz" diyorlar. Ancak gerçekçi bir açıklama getiremiyorlar.

Bunun altında yatan ana neden, tümüyle aşağılık duygusudur. Öyle ya, Türkçe ve Türkler onlara göre geri ve ilkel bir toplum. O yüzden bizden onlara geçmiş olması olanaksız. Kesinlikle onlardan bize geçmiş olması gerek. Diğer türlüsü onlara anlamsız geliyor. Ne de olsa onlara göre "Biz beceremeyiz, kesin başkası üretmiştir, biz de onlardan almışızdır." Oysa Türkçede eki de, kökü de apaçık olmalarına karşın, o dillerde köklerine indiğinizde o sözcüklerin, ya çok zorlama yerlere bağlanmaya çalışıldığını ya da kökeninin belirsiz olduğunu görüyorsunuz. Kökü belli olanı değil, belirsiz olanı seçiyor bizim sözde bilginler. Kanıt olarak da o dillerde o sözcüklerin diğer kullanılış biçimlerini gösteriyorlar. Oysa sözcük geçtikten sonra olabilen değişimler, kökeni açıklamaz. Örnekler verelim...

Biz de birtakım dilci bilginler gibi, "yetim" sözcüğünün "yit-" (kaybolmak) sözünden -(i)m eki ile türediğini düşünüyoruz. Oysa TDK yetim sözcüğünün Arapça "yatim" sözcüğünden geldiğini ileri sürüyor. Çoğulunun da "eytam" olduğunu kanıt olarak gösteriyorlar. Oysa sözcük geçtikten sonra çoğul yapımı da o dile göre yapılır. Biz nasıl ki -ler ekleyerek çoğul yapıyorsak, onlar da kendilerine göre yapıyor. Buna karşı çıktığımızda TDK'nın yanıtı, "Çünkü öyle" niteliğinde gülünç bir yanıt oluyor.

Benzer bir örnek olarak, "örnek" sözünü verelim... Örnek sözünün Ermenice olduğunu ileri sürüyor kimileri. Ermenicede "orinag" diye bir söz varmış. Oysa "ör-" eylemine "dernek, gelenek, görenek, vb." gibi sözlerimizde de bulunan "-(a)nak" ekinin gelmesiyle oluştuğu açıktır.

Bu durum, "kut" sözcüğü için de geçerli. Türkçe olan kut sözü, Arapçaya eski çağlarda geçmiş ve "kutsi" ve "mukaddes" gibi sözcüklere köken olmuştur. Ancak yine bunu kimilerine anlatamıyorsunuz...

Son olarak, "öküz" sözcüğünü örnek verelim... İngilizcede "ox" olarak yer alan ve diğer batı dillerinde de benzerleri bulunan bu sözün, batı dillerinden dilimize geçtiği savı gülünçtür. Öküz sözcüğünün kökeni üzerine Ahmet Bican Ercilasun Hoca'nın çalışması vardır. Çok eski Türkçe kökenli bir sözdür. Türkçeden Farsçaya, oradan da batı dillerine geçtiği açıktır. Ancak yine aşağılık duygusu bilimin önüne geçmektedir.

Örnekler çoğaltılabilir. Bunlar gibi onlarca örnek vardır. Ancak hiçbir us, hiçbir bilgi ve hiçbir kanıt önyargıları yıkmaya yetmez. Önyargısız ve açık anlaklara (zihinlere) doğruları işleyelim, yeter...





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Tartışmasını bilmeyenler kavga ederler. - (Cherterton)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Ne kadar zengin ve gelişmiş olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun birulus, uygar insanlık karşısında uşak olmak katından yüksek bir işlemeuygun sayılamaz.


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü