Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

BİLİMİN DİLİ EVRENSEL Mİ? - 13.10.2014
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Yeryüzünde bilimsel terimlerin yerel dillerde karşılıkları başka başkadır. Örneğin biz doğabilimde "hız" derken, İngilizler "velocity", Almanlar "Geschwindigkeit", İspanyollar "velocidad", Ruslar "skorost" der. Bu oldukça doğaldır. Ortak bir bilimsel terim anlayışı yoktur. Olması da söz konusu değildir. Bilimin yerel dillerde yapılabilmesi için böyle bir ölçünlemeye gidilmez. Bu tür bilimsel büyüklüklere "nicelik" denir. Bilimsel nicelikler yerel dillerle ifade edilir ve evrensel bir bilim dili yoktur.

Bilimde yedi ana nicelik vardır. Diğer tüm nicelikler bu nicelikler yardımıyla elde edilebilir. Bilimde niceliklere her dilde başka ad verildiğini belirtmiştik. İlginç olan, bizdeki bu yedi ana nicelikten ikisi dışında hiçbirinin adı tümüyle Türkçe olmayışıdır. İnceleyelim:

  • Kütle (Arapça)
  • Işık şiddeti (Türkçe + Arapça)
  • Sıcaklık (Türkçe)
  • Elektrik akımı (Yunanca + Türkçe)
  • Madde miktarı (Arapça + Arapça)
  • Uzunluk (Türkçe)
  • Zaman (Arapça)

    Oysa bu niceliklerin adları her dilde farklıdır. Örneğin biz sıcaklık derken, İngilizler temperature, Ruslar teplo, Çekler teplota, Endonezyalılar panas, Macarlar homérséklet demektedir. Her dilde başka olan bu niceliklerin Türkçede çoğunun Türkçe olmaması ilginçtir.

    Tüm dillerde niceliklerin adları farklı olsa da birimleri ortak biçime getirilmiştir. Örneğin; hız niceliğinin birimi içim "metre bölü saniye" (m/s) kullanılır. Yalnızca İngiltere ve İngiltere'nin eski sömürgeleri olan ülkelerde günlük kullanımda farklı birimler olabilir. Ancak bilimsel çalışmalarda "metrik" adı verilen bu birimler kullanılır. Uluslararası Birimler Dizgesi (SI - Système international d'unités) tarafından belirlenen söz konusu birimlerin de her dilde yazılışı farklıdır. Örneğin ısı birimi olan "kalori", Türkçede okunduğu gibi yazılırken Almancada "Kalorie", İngilizcede ve Fransızcada "calorie", Rusçada "kaloriya" olarak yazılır. Ancak tüm dillerde "cal" olarak kısaltılır. Kısaltmalar da Uluslararası Birimler Dizgesi tarafından belirlenmiştir. Bu kısaltmalar belirlenirken, birimin adının ilk kez verildiği dil göz önüne alınmıştır. Örneğin, sıcaklık birimi olan "Kelvin", "K" ile kısaltılır. Çünkü özel addır. Bu ölçeği bulan Lord Kelvin'in adı verilmiştir. Yine Amper de özel addır. Bu ikisinin, bu yüzden ilk damgası büyük damga ile yazılır.

  • Kütle: Birimi "kilogram", kısaltması "kg"
  • Işık şiddeti: Birimi "kandela" veya "mum", kısaltması "cd"
  • Sıcaklık: Birimi "Kelvin", kısaltması "K"
  • Elektrik akımı: Birimi "Amper", kısaltması "A"
  • Madde miktarı: Birimi "mol", kısaltması "mol"
  • Uzunluk: Birimi "metre", kısaltması "m"
  • Zaman: Birimi "saniye", kısaltması "s"

    Bu savın yanında bir de "sağlık bilimleri" ile ilgili tüm terimlerin Latince olması gerektiği gibi bir düşünce var ki, o da ayrı bir yanılgıdır. Bugün Almanlar ve Araplar sağlık terimlerini kendi dillerinde kullanmaktalar. Arapların dermatoloji yerine cildiye, üroloji yerine bevliye gibi kendi dillerinde terimler kullandıklarını biliyoruz. Bu bizim bilmediğimiz bir durum değil. Ayrıca Çin'de de sağlık terimleri Latince değil, Çincedir. Ya Avrupa'nın göbeğinde, gelişmiş bir toplum olan Almanlara ne demeli? Bu Almanlar uluslararası terimleri (!) kullanmadılar diye geri mi kaldılar? Onlar yapabiliyorken biz neden yapamayalım? Onların kullandıkları sağlık terimlerine örnekler verelim:

  • pankreas: Bauchspeicheldrüse (Alm)
  • hipofiz: Hirnanhangsdrüse (Alm)
  • trombosit: Plättchen (Alm)

    Uluslararası bilim dili olduğu söylenen Latincede olması gereken öğe (element) adları da her dilde başkadır. Örnekler verelim:

  • aurum (Lat.) - altın (Tr.) - gold (İng.) - Gold (Alm.) - trizos (Yun.) - cing (Çin.) - zolota (Rus.)
  • argentum (Lat.) - gümüş (Tr.) - silver (İng.) - Silber (Alm.) - azimmi (Yun.) - yin (çin.) - siribro (Rus.)
  • ferrum (Lat.) - demir (Tr.) - iron (İng.) - Eisen (Alm.) - sivero (Yun.) - tie (Çin.) - jeleza (Rus.)
  • cuprum (Lat.) - bakır (Tr.) - copper (İng.) - Kupfer (Alm.) - kaykojş (Yun.) - tong (Çin.) - mid (Rus.)
  • plumbum (Lat.) - kurşun (Tr.) - lead (İng.) - Blei (Alm.) - moyibdojş (Yun.) - çiin (Çin.) - svinyetz (Rus.)
  • carbo (Lat.) - karbon (Tr.) - carbon (İng.) - Kohlenstoff (Alm.) - andrakas (Yun.) - khan (Çin.) - uglerod (Rus.)
  • hydrogenium (Lat.) - hidrojen (Tr.) - hydrogen (İng.) - Wasserstoff (Alm.) - idrogono (Yun.) - çiyn (Çin.) - vıderod (Rus)
  • oxygenium (Lat.) - oksijen (Tr.) - oxygen (İng.) - Sauerstoff (Alm.) - oksihono (Yun.) - ajvıto (Yun.) - yeam (Çin.) - kislerod (Rus.)
  • nitrogenium (Lat.) - nitrojen (Tr.) - nitrogen (İng.) - Stickstoff (Alm.) - natriyo (Yun.) - deen (Çin.) - Azota (Rus.)

    Bunlar her dilde başka. Türkçede bile... O zaman neden diğer öğeler de farklı olmasın? Almanlar hidrojen, oksijen gibi sözcükleri bile dillerine çevirmiş. Biz neden çevirmeyelim? Bize hep yalan söylediler... Bilimin dili evrenseldir dediler. İngilizcedir dediler, Latincedir dediler. Bilim evrensel dille yapılır dediler. Oysa bakın, herkes kendi dilinde bilim yapıyor. En ana terimler olan, öğelerin (elementlerin) bile adları her dilde başka. Biz neden yabancı olanları kullanıyoruz? Altın, gümüş, demir, bakır gibi Türkçelerini kullandıklarımız var. Neden diğerleri Türkçe değil?

    Burada özellikle karıştırılan nen, bilimin evrenselliğini yanlış algılamaktır. Doğrudur, bilim evrenseldir. Bilimin kavramları da evrenseldir. Ancak terimleri yereldir. Burada kavram ve terim ayrımını yapamamaktan kaynaklanan bir sorun vardır. Terimler, dillere özgüdür ve bir kavramı anlatmak için kullanılan sözcüğe terim denir. Oysa kavram, o sözcüğün anlamıdır. Dolayısıyla anlamlar evrensel iken, sözcükler dile göre değişebilir.

    Kimilerini anlamak olanaksız... Diyorlar ki: "Bilimsel terimlerin, mesleğimizle ilgili terimlerin Türkçeleri yok. O yüzden İngilizcelerini kullanıyoruz." Bu uydurma neden o kadar gülünç ki... Şuna "Biz uyuşukluk edip, alanımızdaki terimlerin Türkçelerini bulmaya, o kavram ve nesnelere Türkçe ad vermeye üşeniyoruz." demiyorlar da "Yok" diyorlar. Bulmazsanız olmaz. Herkes alanındaki terimlerin Türkçelerini bulmak için çaba harcarsa, bulduğu terimleri dilcilere sorup, iş arkadaşları ile tartışırsa, o terimlerin Türkçeleri ortaya çıkar ve yaygınlaşır. Ama bunu yapmayıp, sonra da birilerinin önüne anık (hazır) getirmesini bekliyorlar. Ha bununla da kalmayıp, getirileni de beğenmiyorlar. Yine İngilizcesini kullanıyorlar. Öyleyse "Siz bulun, iş arkadaşlarınızla ve dilcilerle tartışın ve kabul ettirin" diyoruz. Ona da yok... E bunların derdi üzüm yemek değil ki, bağcıyı dövmek...





    Diğer Yazılar

  •  
    Özlü Söz:
    Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını da başarısına. - (Jim Backus)
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    Millete efendilik yoktur, hakimlik vardır.


    © Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
    Öneri: 1024x768 ve üstü