Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

TÜRKÇEDE İKİ ÜNSÜZ YAN YANA GELİR Mİ? - 10.03.2013
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Seslem (hece), içinde yalnızca bir sesli/ünlü içeren ve bir çırpıda söylenen sözdür. İlk kökler tek seslemli idi. Ayrıca Orhun Abecesi seslem temellidir. Seslemdeki seslinin kalın ya da ince olmasına dayanır. Seslem anlayışı, Türkçe ilk var olduğundan beri vardır. İlk atalarımız tek çırpıda çıkardıkları seslerle ilk tek seslemli sözcüklerini türetmiş, ardından da bu seslemleri birleştirerek çok seslemli sözcükler oluşturmuştur. Bu bileşik sözcükler sık kullanıla kullanıla eklerin oluşmasına neden olmuştur. Eklerle türeme ve bileşik sözcükler ile bize Türkçeyi armağan etmişlerdir. Seslemler Türkçenin bugünkü haline gelmesini sağlayan yapıdır.

Oysa Çinliler gibi toplumlar, seslemleri birleştirmeyi başaramamış. Tüm dillerini tek seslemli sözcükler üzerine kurmuşlardır. Bu nedenle aynı seslemi onlarca anlamda, yalnızca vurgu ve söyleyişi değiştirerek kullanmışlardır. Araplar gibi diğer uluslar ise seslemleri eğip bükerek, sessizlerin yerini değiştirerek dil uydurmaya çalışmış. Batı toplumları ise Türkçeye öykünerek dillerinde ekler oluşturmaya çalışmış, kimisini Türkçeden doğrudan almıştır. Ancak ek ve bileşik sözcük yapabilme yetenekleri kısıtlı kalmış, bu yetiye bizim kadar iye (sahip) olamamışlardır. Özetle, altı çeşit seslem ile en iyi işi çıkaran yine Türkler olmuştur...

Yaygın yanılgının tersine, Türkçede iki ünsüz yan yana gelebilir. Bu iki durumda olabilir: İlk olarak farklı ve art arda gelen seslemlerde (hece) ünsüzler olabilir. Örneğin; göZLük, eLLi, baŞKan gibi sözcüklerde yan yana gelen ünsüzler farklı seslemdedir. Bu durumda üç ünsüz bile yan yana gelebilmektedir. Örneğin; TüRKÇe, seRTLik, deNKLik gibi... İkinci olarak aynı seslemde yan yana gelebilir. Türkçede böyle seslemler vardır. Türkçenin seslem türleri bellidir. Bu seslem türleri, zaten bu düşünceyi yanlışlamaktadır. Türkçede seslem türleri şöyledir:

1. Tek ünlü: o, e, ...vb.
2. Ünlü + Ünsüz: al, at, el, ...vb.
3. Ünsüz + Ünlü: bu, şu, ...vb.
4. Ünsüz + Ünlü + Ünsüz: ben, sen, yan, ...vb.
5. Ünlü + Ünsüz + Ünsüz: alt, üst, ölç, ...vb.
6. Ünsüz + Ünlü + Ünsüz + Ünsüz: Türk, kurt, börk, sert, ...vb.

Görüldüğü gibi, aynı seslemde yan yana gelebilen ünsüzler vardır. Ancak bunlar belirlidir. Sürekli akıcı ve sızıcı ünsüzlerin ardından süreksiz patlayıcı ünsüzler gelebilmektedir. Bir seslem içinde ve sözcük sonunda, aşağıdaki ünsüz ikilileri dışında ünsüz ikilileri bulunmaz:

  • -lç: ölç, ...
  • -lk: ilk, kalk, ...
  • -lp: alp, ...
  • -lt: alt, bunalt, salt, ...
  • -nç: dinç, genç, gülünç, inanç, sevinç, ...
  • -nk: denk, ...
  • -nt: ant, yont-, ...
  • -rç: sürç, borç, ...
  • -rk: bark, görk, Türk, ...
  • -rp: sarp, serp, ...
  • -rs: sars, pars, ters, ...
  • -rt: art, kart, kurt, ört, yırt, yurt, sırt, yoğurt, ...
  • -st: ast, üst, ...

    Bunlar dışında kalan iki ünsüzün yan yana geldiği sözcükler (aşk, arş, çift, disk, film, fötr, harf, lüks, misk, modernizm, popülizm, risk, şevk, tolerans gibi), Türkçenin bu ses özelliğine uymayan yad dillerden alınma sözcüklerdir.

    Sonuç olarak Türkçede iki ünsüz yan yana gelebilir. Ancak bu ünsüzlerin sözcük sonunda veya içinde olması gerekir. Sözcük başında iki ünsüz yan yana gelemez. Tren, trafik, spor, spektrum, vb. gibi sözcükler Türkçe değildir. Ek olarak; Türkçede iki ünlü de yan yana gelemez. Saat, vaat, Fuat, tual gibi sözcükler Türkçe değildir.





    Diğer Yazılar

  •  
    Özlü Söz:
    Şerefli bir ömür, şerefsiz bir ömürden daha iyidir. - (Tacytus)
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malikolamaz.Böyle birmillet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alilbirkimse gibidir.Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarındanbirikopmuş olur.


    © Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
    Öneri: 1024x768 ve üstü