Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

CEMİL MERİÇ VE TÜRKÇE - 29.10.2012
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Cemil Meriç demiş ki: "Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan."

Oysa Meriç yanılmaktadır. Türkçe olan "öğretmen" ve "öğrenci" sözcükleri, "ökre-" eyleminin etken ve edilgen biçiminden türemiştir. "Ökre-" eylemi de "ök" (akıl) sözcüğünden gelir (DLT'de geçer). O da "ö-" eyleminden gelir. Anlamı düşünmektir. Bu kök Orhun Yazıtlarında bile "Bir todsar açsık ömez sen: Bir doysan açlık düşünmezsin" diye geçer. Yani öğretmen, "düşündüren, akıllandıran" demek; öğrenci ise "akılladırılan, düşündürülen" demektir.

Arapça "talabe" sözcüklerinin kökenine değinelim. Talebe talep eden, isteyen demektir. Yani her isteyen talebedir. Bakkaldan sakız isteyen de, manavdan elma isteyen de talep edendir. Bu durumda öğrenciyi anlatmak için uygun değildir. Fazla geniş anlamlıdır. Türkçe karşılığı istemci veya isteyendir. Hoca ise zaten Türkçedir. Hala da kullanılır. Koca sözünden gelir. Bilge demektir. Din adamı anlamındaki hoca ile karıştırılmamalıdır.

Günümüzde de geçmişte olduğu gibi, dildeki özleşme konusundaki eleştiriler bilimsel olmaktan çok uzak olup yalnızca geçmişe karşı duygusal bir ilgiden öteye geçmemektedir. Bu yüzden eleştiriler, "çirkin, soğuk" gibi duygusal sözcüklerle dile getirilmekte, ancak bilimsel bir gerekçe ortaya konulamamaktadır. Türk yazınının değerli yazarları bile ne yazık ki duygusal yaklaşmaktadır. Sözcüklerin derinlemesine kökenlemesini yapmaktan kaçınmakta, yüzeysel ve duygusal eleştirilerle karşı duruşlarını dile getirmektedirler.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar? - (Mevlana Celaleddin Rumi)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Efendiler. Hepiniz mebus olabilirsiniz,vekil olabilirsiniz; hattâ reisicumhur olabilirsiniz. Fakat birsanatkâr olamazsınız. Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden buçocukları sevelim. (1930)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü