Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

YABANCI AD SOYLU SÖZLERİ EYLEMLEŞTİRME - 11.08.2012
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Türkçeye yabancı dillerden giren sözcüklere bakınız. Hepsi ad soylu sözcüklerdir. Aralarında hiç eylem soylu sözcük yoktur. Türkçe eylemler bakımından varsıl bir dildir. Demeli, hiç bir eylem yad bir dilden dilimize geçmemiştir. Dilimize yalnızca ad soylu sözcükler girer. Eylemler Türkçeye girmez. Ancak biz onları eylem yaparız. Eylemleştirmek istediğimiz ad soylu yad sözcükler için iki yol kullanırız:

1. Yabancı ad soylu sözcükleri eylemleştirme biçimi olarak, çok az görülse de, Türkçedeki addan eylem yapma yapım eklerinden "-le, -leş, -len" gibi belli başlı ekleri kullanılmaktır. Bunlara, "hastalanmak, hareketlenmek, cebelleşmek, kararlaştırmak, absorblamak, temizlemek, temizlenmek" gibi örnekler verilebilir. Bu yöntem çok daha az kullanılan bir yöntemdir. Az kullanılması gerçekte olumludur. Çünkü kullanılması, Türkçeye giren yabancı sözcüğün çıkarılmasını ve Türkçeleriyle değiştirilmesini zorlaştıran, tehlikeli bir yöntemdir.

2. Bu yöntemlerden en yaygını, yardımcı eylem kullanmaktır. En çok kullanılanlar "olmak, etmek, eylemek, yapmak, vermek, almak" gibi eylemlerdir. Örneğin "muhatap" sözcüğü ad soyludur. Bunu eylem yapmak istersek "muhatap olmak, muhatap etmek" gibi yardımcı eylemlerle yaparız. "Teşekkür etmek, ihmal etmek, karar vermek, dizayn etmek, hasta olmak, hasta etmek, absorbe etmek, maç yapmak" gibi örnekler verilebilir.

Yabancı sözcükler için yardımcı eylem kullanımının bir başka sakıncası da, bu alışkanlığın Türkçe sözlere de yansımış olmasıdır. Örneğin; polisin bol bol "şahıs malum mekana giriş yaptı" dediğini duymuşsunuzdur. "Giriş yaptı" yerine "girdi" demek çok zor olmasa gerek... Size bir kişi "bakış atar" veya "bakar"... Bu ikisi arasında küçük bir anlam farkı vardır. Ancak "giriş yapmak" ile "girmek" arasında bir fark yoktur. Gençlerin aralarında bir sevgili edinmek anlamında "sevgili yapmak", yeni bir kalem satın almak anlamında "kalem yapmak" gibi argo kullanımları da bunlara örnektir. Bu tür, gereksiz derecede Türkçe kökenli eylemleri adlaştırarak yanında yardımcı eylem kullanımı, Türkçenin İngilizce gibi dillere benzetilmesine neden oluyor. İngilizcede "to be" (am/is/are/was/were gibi) yardımcı eylemi gibi, "do/did, will/would, shall/should" gibi yardımcı eylemler kullanma alışkanlığını bize de getirmekte. İngilizcede aslında "I am going" demek, "gitme oluyorum" demek gibi bir şeydir. Çünkü "going" sözcüğü, gerçekte İngilizcede "Gerund" denen yapıdır. Bu tür dillerin yetenekleri bu kadardır. Eylem köklerine ek getirerek zaman, kişi veya benzeri anlamları yeterince yükleyemez, onun yerine yardımcı eylemlerle bu anlamı vermeye çalışırlar. Oysa Türkçe, bu konuda üstün yeteneğe sahiptir. Türkçeyi de bu biçimde kısırlaştırmak, yeteneğini yok edip, ilkelleştirmek, yabancı dillere öykünmek yanlıştır.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Acele hareket yalnızca sinek yakalamaya yarar. - (Rus Atasözü)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Ben, ordumuzun varlığını ve kuvvetini, paramızla uyumluolarak bulundurmak teorisini kabul edenlerden değilim; "paramız vardır,ordu yaparız; paramız bitti, ordu dağılsın..." Benim için böyle birmesele yoktur. Efendiler, para vardır veya yoktur, ister olsun isterolmasın, ordu vardır ve olacaktır. (1927)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü